Medya / Haberler
Şubat 2025

Geleceği İnşa Etmek: Sorumlulukla, Yenilikle, Vizyonla

MESA’nın sektöre katkısı: Bir ekolden fazlası. Gayrimenkul sektöründe geçirdiğim yarım asrı aşan sürede en çok karşılaştığım sorulardan biri şudur: Sizce MESA'nın sektöre bıraktığı en büyük katkı ne oldu?

Geleceği İnşa Etmek: Sorumlulukla, Yenilikle, Vizyonla

Bu sorunun cevabı benim için çok net: Türkiye’de yapı üretme biçimini, insan yaşamının merkezine alacak şekilde değiştirmemiz. Biz, konut üretimini yalnızca bir teknik faaliyet ya da ekonomik değer yaratımı olarak değil, insan hayatına dokunan bir yaşam deneyimi olarak gördük. Bugün hâlâ aslını koruyan ilk projelerimizdeki sokaklar, bahçeler ve komşuluk ilişkileri; işte o anlayışın birer yansımasıdır.

1980’li yıllarda ilk site projelerimizi hayata geçirdiğimizde “planlı yaşam” kavramı henüz konuşulmuyordu. Biz, mimariden peyzaja, güvenlikten altyapıya kadar her detayı kapsayan bütünsel bir yaşam alanı sunmayı ilke edindik. Türkiye’de kolektif yaşam kültürünün çağdaş bir yorumu haline gelen bu projeler zamanla bir ekole dönüştü. Ve bu ekol sadece konut yapma biçimini değil, insanların konuta yüklediği anlamı da değiştirdi.

Mesa Holding bünyesinde

inşaat, sanayi-hizmet, tarım, turizm, enerji ve teknoloji alanlarında şirketlerimizle büyük bir sinerji içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sektöre kazandırdığımız başta; çağdaş site yaşamı, akıllı ev, satış sonrası hizmetler, ilk AVM gibi ilklerin yanı sıra, bulundukları bölgede referans oluşturarak kentlerin gelişimine katkı da sağlayan MESA projeleri ürettik. Ayrıca ilk günden bu yana savunduğumuz “konutta satışta net metrekare” tanımıyla da sektöre öncülük ediyoruz.

MESA sakinleri kendilerini ortağı gibi gören ve yaşadıkları konutlarında çıkacak her türlü sıkıntıyı hızla çözecek bir şirketle birlikte olduklarını biliyorlar. Bu anlamda MESA'yı farklılaştıran ise satış sonrası hizmet anlayışımız oldu. Yaklaşık 40 yıl önce konut teslimi sonrası hizmet vermek için, alanında ilklerden olan KOSAŞ'ı hayata geçirdik. KOSAŞ, MESA ile hizmete başladı ve zamanla başka inşaat projelerine de tecrübe aktardı. Bugün MESA, artık bir 'yaşam markası' haline geldi.

İnşaat sürecine inovasyonu entegre etme konusunda da öncü olduk. Türkiye’de ilk kez Tünel Kalıp Teknolojisi’ni uygulayan şirket olarak yalnızca hız değil, aynı zamanda yüksek yapım kalitesi ve maliyet verimliliği de sağladık. Bu sadece üretim sürecini değil, kullanıcı deneyimini de derinden etkileyen bir adımdı.

Mesa İmalat, bugün Avrupa’nın en büyük çelik kalıp üretim tesislerinden biri. Kalıp ve iskele sistemlerimiz bugüne kadar 6 kıtada, 77 ülkede pek çok önemli inşaat projesinde tercih edildi. Özellikle de depremde hayat kurtaran tünel kalıp sistemi üretiminde Mesa İmalat, dünya çapında lider firma pozisyonuna ulaştı.

Müşteri memnuniyetini yapı tesliminden sonra da sürdürülebilir hale getirmek adına kurduğumuz Müşteri Hizmetleri Birimimiz, sektörde yine bir ilk oldu. Bu birim sayesinde alıcılar yalnızca bir daire değil; aynı zamanda bütünlüklü bir hizmet deneyimi satın almış oldu. Yine Konut Siteleri Hizmet ve Bakım Servisi aracılığıyla sadece yapı değil, yapı yaşamının da sürdürülebilirliğini gözeten bir anlayışı yerleştirdik.

Bir diğer önemli katkımız da Türk inşaat sektörünü uluslararası rekabetin bir parçası haline getirmemizdir. Mesa Uluslararası olarak, özellikle Rusya ve Irak pazarlarında aktif olarak faaliyet gösteriyoruz. 2025 yılı itibarıyla mevcut pazarlarımızın dışında uluslararası büyüme stratejimizi daha da derinleştirmek için çalışmalarımıza hız verdik. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri (UAE), Özbekistan, Balkan ülkeleri ve Avrupa gibi bölgelerdeki varlığımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu pazarlarda hem kurumsal iş birlikleri geliştiriyoruz hem de yeni proje fırsatlarını yakından takip ediyoruz. Bugün yurt dışındaki aktif şantiyelerimizde hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de Türk müteahhitliğinin itibarını güçlendiriyoruz. Bu bizim için sadece ticari bir başarı değil, sosyal bir sorumluluk meselesidir.

MESA olarak bugüne kadar 14 milyon m2 iskân edilmiş alanda 135.000’den fazla konut ürettik. Konut sektöründeki dönüşüm, bugün barınma krizinden demografik değişimlere kadar birçok yeni başlıkla şekilleniyor. Biz bu dönüşümleri sadece takip etmekle kalmıyor, aynı zamanda dönüşümlere yön vermek üzere çalışıyoruz. Çünkü gelecekte “konut” sadece bir mülk değil, toplumsal refahın ana bileşeni olacak.

Ben MESA’nın sektöre bıraktığı en büyük katkının, insanı odağa alan yapı üretim dili olduğunu düşünüyorum. Bu katkı, gelecek yıllarda daha da önem kazanacak. Biz MESA olarak “bir daire sattık” değil; “bir yaşam sunduk” diyebiliyoruz. Ve bu yaklaşım, sektörde kalıcı bir iz bırakmaya devam edecek.

Dönüşen iş yapış kültürü ve uyum mekanizmaları

İnşaat sektörünün dinamik yapısı, iş yapış biçimlerimizi de dönüştürmek zorunda bırakıyor. Eskiden uzun vadeli planlamaların ve hantal süreçlerin hâkim olduğu bir sektördük. Oysa bugün daha hızlı karar vermek, daha esnek organizasyonlar kurmak ve her an değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak zorundayız.

MESA olarak bu değişimi tehdit olarak değil, yeni bir öğrenme ve gelişim fırsatı olarak görüyoruz. Özellikle pandemi sonrası dönemde, hibrit çalışma modelleri, tedarik zincirinde yaşanan belirsizlikler ve dijitalleşme talepleri bizi organizasyonel olarak daha çevik bir yapıya geçmeye zorladı. Yaptığımız ilk iş, bu süreci sadece bir “dönüşüm” değil, kültürel bir evrim olarak kabul etmek oldu.

Bugün artık projeye özel disiplinlerarası ekipler kuruyor, merkezî karar almaktan çok yerinde çözüm üretme yaklaşımını benimsiyoruz. Yeni nesil çalışanlar farklı değerlere sahip; anlam arıyorlar. Onlara sadece görev vermek değil, aidiyet duygusu kazandırmak da gerekiyor. İş yerimizde eşitlik ve saygı temelinde bir ortam oluşturmayı önemsiyoruz. Bu noktada yöneticilik anlayışımızı da gözden geçirdik. Artık liderlik dediğimiz şey, büyümeyi tetikleyen bir enerji yaratmakla ilgili.

Üretim süreçlerinde de inovasyonu merkeze koyuyoruz. Ar-Ge konusunu, sadece konut projelerinde değil, Mesa Farmtech gibi sanayi yatırımlarımızda da aktif olarak devreye aldık. Malzeme seçiminden yapı sistemlerine kadar her adımda daha verimli, daha dayanıklı ve çevre dostu çözümler üzerinde çalışıyoruz.

Yurt dışındaki operasyonlarımızda ise, farklı ülke dinamiklerine uygun ama ortak bir kalite kültürünü taşıyan modeller geliştiriyoruz. Bugün Rusya ve Irak’taki şantiyelerimizde, yerel ekiplerle birlikte çalışıyor ve onları da bu dönüşümün bir parçası haline getiriyoruz. Bizi farklı kılan şey, standartlarımızı yukarıda tutarken yerel uyumu da başarabilmemiz.

Kurumsal yapımızı da bu dönüşümün gereklerine göre yeniden tasarladık. Veriyle karar alma süreçlerini artırdık, ERP sistemleri, dijital şantiye takip çözümleri, CRM entegrasyonları gibi araçlarla işlerimizi daha izlenebilir ve hesap verebilir hâle getirdik. Çünkü artık sadece proje tamamlamak değil, sürdürülebilir bir itibarı inşa etmek önemli.

Kısacası biz, iş yapış şekillerimizdeki değişimi sadece izleyen değil, ona yön veren bir yapı inşa ediyoruz. Geçmişte güven inşa ettik; bugün ise bu güveni geleceğe taşımak için esneklik, hız ve şeffaflıkla çalışan bir anlayışı benimsiyoruz.

Yapay zeka, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik: Yeni bir çağın eşiğinde

Dijitalleşme bugünümüzün gerçeği... Bununla birlikte sürdürülebilirlik sadece bir kavram olmanın ötesinde artık dünyada her alanda öne çıkan ve gerek bireysel gerekse toplumlar olarak herkesin elini taşın altına koymasını zorunlu kılan bir gereklilik.

Bizim de MESA olarak her alanda sürdürülebilirlik ana odağımızda. Yarınlarımızı sürdürülebilir temeller üzerine inşa etmek için çalışıyoruz. Bu noktada, faaliyet gösterdiğimiz inşaat sektörünün bugün çok kritik bir eşikte olduğunu gözlemliyoruz. Sadece fiziki yapılar değil, aynı zamanda veri, çevre ve kullanıcı deneyimi üzerine inşa edilen yeni bir anlayış söz konusu. Bizim için hızla gelişen teknoloji dünyasında geride kalan inşaat sektöründe öncü bir firma olarak bu açığın kapatılmasında rol almak oldukça önemli.

Bu kapsamda inşaat sektörünün çevresel etkilerini dengelemek amacıyla danışman kuruluşlarla sürdürülebilirlik analizleri yapıyoruz. Bununla da kalmıyor, sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarımızı sosyal boyutta da derinleştiriyoruz. Yalnızca yapı fiziği ya da enerji verimliliği değil; barınma hakkı, iklim dostu üretim ve toplumsal duyarlılık da bizim için ön planda. Mesa Farmtech yatırımlarımızla tarımda “jeotermal destekli topraksız üretim” sistemine geçtik. Bu yalnızca enerji tasarrufu değil, aynı zamanda ekolojik dengeye uyumlu bir üretim modeli yaratıyor.

MESA olarak biz bu dönüşümü erkenden fark ettik ve yalnızca konutta değil, endüstri, tarım ve turizm yatırımlarımızda da bu üç sacayağına göre yeniden yapılanıyoruz. Örneğin, Afyonkarahisar Emirdağ’da hayata geçirdiğimiz Mesalas üretim tesisi, yalnızca yüksek teknolojiye değil, aynı zamanda verimlilik ve çevresel sürdürülebilirliğe de odaklanan bir yapı.

Saha yönetimi açısından da dijitalleşmeyi aktif olarak kullanıyoruz. Ancak teknolojik dönüşüm yalnızca işin verimliliğini artırmakla sınırlı değil. Aynı zamanda şantiye çalışanlarımızın güvenliğini, şehirlerdeki yaşam kalitesini ve müşterilerimizin beklentilerini de dönüştürüyor. Gelecekte bu sistemlerin daha da gelişerek: şantiye güvenliği için görüntü işleme destekli yapay zekâ sistemleri, robotik çözümlerle entegre 3D baskı uygulamaları, otonom lojistik yönetimi ve yapay zekâ destekli yaşam döngüsü modellemeleri gibi uygulamaları da mümkün kılacağını öngörüyoruz. Tüm bunlar sektörde yalnızca maliyet ve hız optimizasyonu değil, aynı zamanda çevresel ve etik sorumlulukların da dijital araçlarla yönetilmesini sağlayacak. Bu nedenle biz teknolojiyi bir araç olarak değil, kültürel bir bakış açısı olarak görüyoruz ve MESA olarak bu dönüşüm yolculuğunda yalnızca yöneten değil, tüm paydaşlarımızla birlikte öğrenen, paylaşan ve gelişen bir yapı inşa ediyoruz. Çünkü biz, geleceği sadece inşa etmiyor; her detayıyla yaşamı tasarlıyoruz.

Diğer Haberler